18 Nisan 2011 Pazartesi

Nerde O Eski Dernekçilik?

"Dernekçilik eskidendi, artık öldü, eski ortamları bulamıyoruz, neydi bizim zamanımız, şimdi nerdeeee?" Halk oyunları özeline indirgeyerek, dernekçilikle uzun yıllar ilgilenmiş kişilerden oldukça sık duyduğum bir serzeniş. Hangi dernekte, hangi zümrede olursa olsun.

Şanslı insanlardan birisiyim. Öyle bir arkadaş ortamımız vardı ki -hala daha var- bir arada vakit geçirmek, herşeye yetiyordu. Dernekçiliğe bağlılığımızı bir kat daha arttırıyordu. Yaş aralığı 15 - 40 gibi çok geniş bir aralıktı. Bizim için yaşın önemi yoktu...


Sakar Kerem, acaba Rasim, Üj-bej, Koçer, Çekirge, Sarı Özgür, mırmır Alpay, Kel, Özay, Emre, Yusuf Abi, Hata Abi, Hulus Abi, Ayı Ozan, Büyük Anıl, Şumlu, Dibilik Bülent, Küçük Anıl, Ceki Çen, Mirahmet, Ağzına tükirim Soner, Aczi, Gökmenoğlu, Zaza, Topçu, Soprano Nesli, Feriştah, Berna, Gül, Handullah, Şaşan Abla, bali bali Dennis, Sensada, Kılkış, Fafiş, Emel, Ayşe, Ezgi ve yazmaya üşendiğim diğerleri. Unutmadım hiçbirini sadece yazmaya üşendim.

Haaa!... Birde benim lakaplarım var, Nasit, Ramazan, Minako, Minik Kuş, Uzun, Leş, Neşo, Nesman. Oldukça çok ama ayırt edebiliyordum aradan....

Herbiri nev-i şahsına münhasır denecek cinsten bir grup. Şimdi kimi evlendi çoluk çocuğa karıştı, kimi işine gücüne adadı kendisini, anlayacağınız çoğunlukla her biri kendi halinde... Düğünler gibi özel günlerde bir araya gelebiliyoruz ancak. Buluştukmu aynı 10 yıl öncesi gibiyiz, değişen bir şey yok. O zamanlar ortalaması 20 civarı olan yaşlarımız, şimdi 30 olmuş. Değişiklik sadece bundan ibaret.

O zamanlar oldukça eğleniyorduk, her anımız bir vukuata gebeydi. Hepimiz canlı bomba gibiydik, her an her yerde patlama yapıp, malzeme olabiliyorduk.

Bizler, yeni nesil dernekçilere göre daha şanslıydık. Çünkü zamanımızda internet yaygın değildi, cep telefonu yoktu, sosyal hayatımız birbirimizle geçirdiğimiz dakikalarda daha zengindi.

Şimdi cepten çağrı atarak birbirleri ile diyaloğa girip hasret giderebiliyorlar veya msn'de birbileri ile görüntülü sohbet yapabiliyorlar. Ama sanal, o sıcak buluşma ortamı yok.

Acaba hiç isim şehir hayvan formatında, kostüm, yöre, oyun, türkü gibi oyunlar oynadılarmı? Veya dernek merkezinde çiğ köfte yarışması, video partisi düzenlediler mi? Her Çarşamba okul çıkışı dernekte makarna partisi düzenlediler mi? Cumartesileri öğleden sonra dernekte buluşup beyin fırtınası yaptılar mı? Kostüm odalarını temizlemek ve sayım yapmak için bir günlerini derneğe ayırdılar mı? Oturup videodan bir oyunu izleyerek, çıkarttılar mı?

Biz her yıl düzenlenen festivalde bulunabilmek için bütün yılı sayardık. Düşünsenize 50 tane birbirinden fırlama tip, 7 gün boyunca 10-15 yabancı grupla birlikte bir çatı altında geçiriyor. (Orada yaşananlar ile ilgili anıları inşallah toparlayıp bir yazı haline getirebilirim. Çünkü birini düşünürken bir diğerine atlıyorum, o kadar çok konu var ki... )

Bunların hiç birisini sanal alemde yapamayacakları için eski dernekçilikle şimdi dernekçiliği karşılaştırmak biraz abes. Ayrıca adil olmadığı şüphesiz...

Şimdilerde derneğimizde bayrağı, Tosun, Keremjan, Şahika, Tıfıl Emre, Volki, Ece, Pengi, Samara,.... gibi yeni nesil devraldı. On yıl sonra onlarda aynı şeyleri söyleyip, geçmişi yad edecekler... Onlarında şikayetleri başka olacak.

Silsile böyle ne yapalım...

20 Eylül 2006 (yazım ilk kez www.ifd.org.tr sitesinde yayınlandı)























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.