14 Ağustos 2017 Pazartesi

Otoban Kültürü

Çok kısa yazacağım...

Sürücülerin gitmesi gereken öncelikli şerit sağ şerittir.

Yavaş gidiyorum diye orta şeritte ömür boyu gitmeniz trafiğin allak bullak olmasına sebep olur.

Hızlı gidiyorum diye sol şeridi işgal etmeniz de abesle iştigal etmektir.

Hızlı da gitsen gitmen gereken maksimum bir hız sınırı var unutma... Ama gitmen gereken şerit sağ şerit.

Eğer seni sağlayan birileri varsa yanlış giden bir şeyler vardır. 

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Günlüklü

Coğrafya derslerinden hatırlarsınız Ege Bölgesi konusu işlenirken dağların denize dik uzandığı ve bu nedenle kıyılarının bir dantel gibi girintili çıkıntılı olduğu anlatılırdı. Bu dantellerin İzmir'in kuzey ilçesi Bergama ile başlayıp, Muğla'nın son ilçesi Seydikemer'de bittiğini haritalara bakarak kolayca görebilirsiniz. Zaten Ege bölgesi de bu dantellerin başlayıp bittiği yerlerle sınırlı bir sahil şeridine bağlıdır. Bergama'nın kuzeyi Marmara, Seydikemer'in doğusu Akdeniz Bölgesine bağlıdır ve bu bölgeler artık daha düz sahil şeritlerine sahiptir...

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Yönetilemeyen Şehir - 1 / Tramway

Kentimiz kalabalıklaştıkça alternatif ulaşım yöntemleri bulma zorunluluğu da belediyelerimizi zorluyor. Çünkü kentin yapısal planları hiç bir zaman 50 yıl ötesini ön görerek yapılmadığı için bazı bölgelerin gelişimi mümkün olmuyor. Örneğin Alsancak, Hatay, Karşıyaka merkezi vb. 

Bu geliştirme çabaları içerisinde Çakmur ve Özfatura'nın hayalini gerçekleştirmek Priştina'ya nasip olmuş ve 2000'li yıllarda metro ile tanışmıştık. Sonrasında metronun doğu-batı hattına alternatif, kuzey güney hatlarını TCDD ile birlikte ortak projede geliştirilip, kente kazandırılmıştı. Metro'ya son ekleme doğu-batı hattının Üçkuyular'a kadar uzatılması ile olmuştu. Şimdilerde doğu batı hattının Narlıdere'ye, kuzey-güney hatttının ise Selçuk ve Bergama'ya kadar uzatılması üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu arada yine raylı sistemin Ödemiş yönündeki ayağına da bir iyileştirme düşünülüyor. İlçelerimiz için çok güzel haberler değil mi? 

Maalesef aynı haberi kent içindeki en yoğun bölgeleri için veremeyeceğim. 2009 yılında ön taslağı yapılan İzmir'de tramvay hatları projesi, Aralık 2009'da yayınlandığında, tramvayın ilk etapta 4 hat olarak düşünüldüğü, hemen akabinde 5. hattında çalışmalarına başlanacağı belirtiliyordu. Bu hatlar Karşıyaka, Bornova, Buca ve Konak hatlarıydı. 5. hat ise Narlıdere Urla hattıydı. Bakıldığı zaman, belediyecilik  kombine ulaştırma anlayışına müthiş katkı sağlayacak, bireysel trafiği toplu taşımaya dönüştürecek bir hamleydi. 4 etaplı proje tamamlandığında yaklaşık 600 bin kişi günlük olarak bu hatlardan faydalanacaktı. 

Aklı selim herkesin projenin başlığını okumasıyla aklında canlandırdığı ilk şey şu olmuştur; Metro ve deniz hatlarına dik, şehrin iç bölgelerine kombinasyonu sağlayacak hatlar müthiş faydalı olur. 

Projeyi görenler, Karşıyaka ve Konak hatlarının tahmin edilenden çok uzak, denize paralel düşünüldüğünü görmüştü. Herkesin söylediği şuydu; "denize paralel tramvay yapılacağına, deniz ulaşımını arttırmak için iskele yapılsın" ve görüşlerin dikkate alınacağını umuyordu. Keza Bornova ve Buca'da metro ve deniz ulaşımını destekleyecek proje çizilmişti. Zaman geçtikçe artık ne tür tasarılar yapıldıysa,  Nisan 2015'te ilk kazması vurulunca anladık ki, hiç bir uyarı dikkate alınmamış, hatta daha fazla fayda sağlayacak Buca ve Bornova hatları önceliklerden çıkartılmıştı. Karşıyaka hattının 2017 yılının Ocak ayında hizmete gireceği belirtilmişti. Karşıyaka hattı projede AOSB'ye kadar gideceği düşünülse de Mavişehir AVM'lerin orada sona eriyordu. 

Proje, Belediyenin tüm itirazlara, uyarılara kulak tıkayarak son derece kararlılıkla devam ediyordu. Devam ettiği sürece tüm çalışmalar mesai saatleri dahilinde yapıldı. Ana arterlerin bu kadar iğfal edildiği bir projeyi 7/24 çalışıp bir an önce bitirmek yerine yağmurda çamurda ara verilen parklar ve bahçeler projesi gibi düşündüler herhalde. Sorulduğunda maliyet analizleri çıkartıldı. Oysaki belediyenin maliyet analizinde öngörülmeyen milli gelirin çarçur edilmesi yoktu. Yani binlerce araç ile yollarda zaman ve yakıt hiç öngörülmemişti. 

İte kaka giden projede, 2017 Nisan ayında Karşıyaka hattı kademeli olarak testlere başladı. Daha inşaat halindeyken 2 kişinin canına mal olan ve sayısız kazaya ve maddi kayba sebep olan proje, yazıyı yazdığımız Mayıs 2017 itibari ile halen test sürüşlerine devam ediyor ancak kayıp sayısı ve kaza sayısı her geçen gün artıyor. 

Bu proje için önerilerim şuydu; Karşıyaka'da tramvay yapılacaksa Hergele Meydanı'ndan Soğukkuyu'ya ya da Yunuslar'dan Örnekköy'e diklemesine yapılması. Bostanlı'dan da Çiğli'ye gitmesiydi. Keza Konak hattı içinde, Üçkuyular İskelesi'nden, Balçova'ya ve İnciraltı'na yapılmasıydı. Aslen en çok fayda, Buca Şirinyer'den, Buca Tınaztepe'ye, Bayraklı Salhane'den, Doğanlar'a ve hatta Halkapınar'dan, Altındağ'a uzanan projeler olacaktı. Ne var ki artık planının kimin yaptığını bilmediğim bu proje sayesinde İzmir'de bir noktadan bir noktaya ulaşım 2014 senesinin 2 katı süresine çıktı. 

Korkum o dur ki; Metro hattının üzerinde işleyen otobüslerin, tramvaya paralel devam etmesidir. Bu sonuç hiç şaşırtmaz çünkü halen metro hattına paralel  ve üzerinde işleyen otobüs hatları var. 

Ne diyeyim kenti yönetenler kentin fikrini almadan bu çılgınlığa kalkıştılar. Ha kenti yönetenleri atayanlar da kentin fikrini almadan aday önermişlerdi. Maalesef İzmir'in her daim iktidara muhalefet olma adetinin makus sonucu...

Umarım sonu hayırlı olur. 

14 Nisan 2017 Cuma

Referandum 2017

2017 yılı Nisan ayı 15'i itibari ile düşüncelerimin tarihe not düşülmesi amacı ile...

20 Şubat 2017 Pazartesi

İzmir'in Gazeteleri

Bizim çoçukluğumuzda Yeni Asır haricinde başlı başına yerel bir gazete yoktu. Sonraları, Hürriyet ve Milliyet'in başlattığı Ege ekleri bir Yeni Asır kadar olamasa da boşluğu dolduruyordu. 

Şimdilerde kaç gazete var bilmiyorum ama 25 Kuruş'tan satılanlardan buldukça alıyorum. 

Örneğin Yenigün, Ege Telgraf, Haber Ekspres, İlkses, 9 Eylül, Yeni Asır aklıma gelen 6 tanesi.

Hadi gelin biraz yerel gazete konuşalım..  

10 Aralık 2016 Cumartesi

Tesadüfen Yaşıyoruz

Dün akşam Beşiktaş - Bursaspor maçının hemen çıkışında Dolmabahçe'de bomba patladı ve ortalık savaş alanına döndü. Stattaki son taraftarında çıkmasından 15 dk sonra olması katliamın boyutunun artmasını önledi. 

2-3 senedir bu tip eylemlere alışmış bir Orta doğu ülkesi haline geldik. Bugüne kadar 30 civarı bombalama oldu, binlere yakın kaybımız var ama bir tane sorumlu göremedik henüz. Ne terörist yakalandı, ne de yakalayamayan bir yetkili istifa etti. İşin acı tarafı, şuursuzca rejimin değiştirilmemesi halinde bu tip kaoslar yaşanacağı mesajı verilerek adeta kan donduran açıklamalar yapıldı. Bu açıklama sahiplerine de bir şey olmadı. 

Yapılan bir kaç şey, yayın yasağı, milli yas, ahlar vahlar... 

Facebook artık "güvendeyiz" uygulamasını başlatıyor her olaydan sonra... 

Özetleyeyim; güvende değiliz. 

Bombayla ölebiliriz, kumpas ile hapse düşebiliriz, devletin silahlı kuvvetlerine sızmış darbeciler üzerimize bombalar atarak öldürebilir, esnaf tarafından sokakta dövülerek öldürülebiliriz, karılarımız/kızlarımız tecavüze uğrayıp öldürülebilir, çocuklarımıza cinsel taciz yapılabilir, yurtlarında yanarak ölebilirler ya da bu yazdıklarımız nedeni ile tutuklanabiliriz... Tesadüfen yaşıyoruz...

Tarihe not düşülsün; bu yazıda belirtilen sebeplerden birisi nedeni ile de başımıza bir şey gelirse, yazdıklarımız çocuklarımızın bugünleri anlaması içindir.

2002 yılından beri güvende değiliz. Bütün komşularımızla küsüz, AB artık bizi istemiyor, ABD'nin başına bir deli geldi bizimle ne boyutta işbirliği yapacağı malum, komşumuz bir ülkenin topraklarında fiilen savaşıyoruz, komşu bir başka ülke topraklarında bulunuyoruz, adalarımıza bir başka komşumuz el koyuyor, yavru vatan toprakları üzerinde gözü olanlar alenen istiyor, paramız değer yitirmeye devam ediyor, ekonomiyi canlandırmak üzere elimizde hiç bir enstrümanımız kalmadı çünkü tüm teşekkülleri satmıştık, ülkece travma halindeyiz, günlük acil ve önemli haber ortalamamız 15-20 artık 100 kişi ölmüş bomba patlamış dediğimizde rahatça sohbetimize devam edebiliyoruz.

Sürekli yüksek tansiyon, sürekli katliam, sürekli kayıp... 

İnsanlıktan çıktık, Tesadüfen yaşıyoruz.

Allah sonumuzu hayretsin. 

3 Temmuz 2016 Pazar

Kemer - Bozdoğan

Aydın'ın Bozdoğan ilçesine bağlı Kemer Barajını belki daha önce duymuşsunuzdur. Akçay nehri üzerine kurulu, kente ve bölgeye hem hidrotermik santrali ile, hem sulama kanalları ile, hem de doğayı sellerden koruyarak katkıda bulunan çok amaçlı bir tesistir. Aydın-Denizli karayolundan Bozdoğan'a doğru saptıktan sonra, Bozdoğan şehir merkezine girmeden devam etmeniz halinde karşılaşacağınız baraj tesisleri takriben İzmir'den 2 saat, Aydın'dan 1 saat, Nazilli'den de 30 dk uzaklıkta ve yolları neredeyse otoyol kalitesinde. 

Barajı niye anlatıyoruz çünkü görmeniz gereken 1-2 tesis ve manzara ve hatta ufak maceralı geziden bahsetmek istiyoruz. Burnumuzun dibindeki saklı cennetleri keşfetmeyi kendimize şiar edindiğimizden beri gördüğümüzü paylaşıyoruz ki dünyayı gezmeye açılmadan önce belki gezmek istersiniz diye.

Anlatacağımız ilk tesise ulaşım,  barajdan önceki Sırma köyünü geçtikten sonra 2 kez yol çatala ayrılıyor. İlkinde barajın hangi yakasına gideceğinizi belirliyorsunuz. Burada sağ tarafı takip etmeniz gerekiyor. Yaklaşık 2 km sonra bir yol ayrımı daha önünüze çıkıyor. Burada da baraja ait resmi tesisler, lojmanlar vs gibi mahallenin bulunduğu yere gitmek için sağdan, dere kenarından baraja çıkmak için soldan inmeniz gerekiyor. Yaklaşık 2 km sonra bu iki farklı yol yeniden birleşse de bizim takip etmenizi önerdiğimiz yol soldan devam ediyor. Baraj tesislerinin altından devam eden bu yol üzerinde var olan bir tesis uğramanızı istediğimizi bir Alabalık çiftliği ve dinlenme tesisleri. 

Yol üzerinde göreceğiniz tabela ile dere yatağına doğru inecek ve saklı cenneti keşfedeceksiniz. Barajın devamında yer alan derenin kenarına kurulmuş, oldukça geniş bir alana yayılmış tesis tahmin ettiğiniz gibi gökyüzünü göremeyeceğiniz kadar sık ağaçlarla kaplı. Yanınızdan geçen derenin dinlendiren sesi, doğanın ev sahiplerinin misafirperver sesleri sizi bütün yorgunluğunuzdan uzaklaştırıyor.

Burada kendin pişir kendin ye tarzında servis olduğu gibi köşk denilen tahta sofralarda da 4-5 kişilik ailelerce rahatlıkla kullanabileceğiniz yerlere garsonlar tarafından serviste yapılabiliyor. Mekan alabalık çifltiğine de ev sahipliği yaptığından çok taze alabalık yeme şansına sahip olacaksınız. Mekanın içinden geçen dere boyunca maceralı bir yürüyüş yapma şansınız bulunuyor.